5. HAFTA
Dostluk Arkadaşlık Yardımlaşma
Murat, on bir yaşında, orta birinci sınıf öğrencisiydi. Hayatı kendi içinde yaşamayı seven, içine kapanık, duygusal bir çocuktu. O gün küçük ama çekingen adımlarla sınıfına doğru yürüyordu. Sınıfın yolu, gözünde gittikçe uzuyor, neredeyse ulaşılmaz bir hâl alıyordu. Alnından akan soğuk terler aklındaki düşünceleri kamçılıyordu: Murat sınıfa girmek istemiyordu. Arkadaşlarını görmek istemesine rağmen bugün keşke okul olmasa diyordu. Sınıftaki diğer öğrenciler ise Murat’ın sınıfa girmesini dört gözle bekliyordu. Bütün sınıf hazırlanmıştı. Murat sınıfa girince hep birlikte kahkahalarla gülecek, Murat’ın kendisinden şüphe etmesini, şaşırmasını sağlayacaklardı. Derken küçük adımlarıyla Murat, sınıfın kapısında göründü. Murat’ın görünmesiyle sınıfın kahkahalara boğulması bir oldu. Murat ilkin ne olduğunu pek anlayamadı. Neden sonra gözlerine hücum eden yaşlara engel olamadı ve hıçkıra hıçkıra ağlayarak sınıfı ve bütün arkadaşlarını terk edip gitti. Bir daha ne annesi ne de bir başkası onu okula göndermeyi başarabildi. Murat, o gün okula gitmek istemiyordu, çünkü okul pantolonu bir gün öncesinden yırtılmış ve o bunu annesine söylemeyi unutmuştu. Annesinin, Murat sabah okula giderken yırtığın farkına varması bir şeyi değiştirmemişti. Annesi Murat’a geçen seneki pantolonunu giymesini önermiş, Murat da o pantolonu çok küçük bulmuştu. Fakat o gün sınavı olduğundan başka bir çaresi de yoktu. Utana utana okula gitmiş ve sınıfa girerken arkadaşlarının hep birlikte ona gülmesine fena hâlde alınmıştı. İrem ve Meltem, iki iyi arkadaştı. İrem o akşam on beşinci yaş gününü kutlayacaktı. Arkadaşı Meltem, İrem’e hayatı boyunca unutamayacağı bir doğum günü şakası yapmayı planlıyordu. Akşamüstü okul çıkışında İrem hiç beklemediği bir mesaj aldı. Cep telefonuna gelen mesajda babası, İrem’e bir sürprizi olduğunu ve akşam saat beşte Taksim Meydanı’nda onu bekleyeceğini yazıyordu. İrem, babasının harika bir insan olduğunu ve doğum günü için böyle bir sürpriz yapmış olabileceğini düşündü. Saatine baktı, saat dörttü. Hemen çıksa ancak yetişebilirdi. Hemen Maltepe’den bir otobüse binerek Kadıköy’e, oradan da Taksim’e geçti. Oraya planladığından evvel varmıştı. Henüz babasının verdiği saate on dakika vardı. Fakat ne o on dakika ne de sonraki dakikalarda babası gelmişti. İrem, hava kararmaya başlamış olmasına rağmen hâlâ Taksim Meydanı’nın ortasında babasını bekliyordu. İçini kaplayan korku gittikçe büyüyor, fakat telefonunun şarjı bittiği için kimseyi arayamıyordu. Meltem şaka olarak İrem’in telefonunu, o lavaboya gidince gizlice almış, İrem’in babasının numarasını silip, kendi adının kayıtlı bulunduğu yeri değiştirerek ‘Babam’ şeklinde kaydetmişti. Dolayısıyla İrem’e gelen mesaj babasından değil Meltem’dendi. Kızlarının geç saate kadar eve gelmemesi İrem’in ailesini çılgına çevirmiş ve durumu İrem’in en yakın arkadaşı Meltem’i arayarak öğrenmişlerdi. O gün Meltem en iyi arkadaşını kaybetti. Çünkü İrem o günden sonra Meltem’le hiç konuşmadı. Hayatı renklendirmek elbette güzeldir. Ve şaka hayatımızı zevkli hâle getirmenin yollarından sadece biridir. Fakat her şeyde olduğu gibi bu konuda da ölçüyü çok iyi ayarlamak gerekir. Yoksa başkalarının özgürlüklerini kısıtlayan şakalar hayatı renklendirmek yerine çekilmez hâle getirebilir.
Eğitim Dönemi
2026–2027
GENEL BAKIŞ
5. Hafta Programı
Haftanın Konusu
Dostluk Arkadaşlık Yardımlaşma
Video
-
İlmihal
İlmihal konusu henüz eklenmedi
Okuma
Sayfa 86–103
HAFTANIN KONUSU
DOSTLUK – ŞAKA NEREYE KADAR
Murat, on bir yaşında, orta birinci sınıf öğrencisiydi. Hayatı kendi içinde yaşamayı seven, içine kapanık, duygusal bir çocuktu. O gün küçük ama çekingen adımlarla sınıfına doğru yürüyordu. Sınıfın yolu, gözünde gittikçe uzuyor, neredeyse ulaşılmaz bir hâl alıyordu. Alnından akan soğuk terler aklındaki düşünceleri kamçılıyordu: Murat sınıfa girmek istemiyordu. Arkadaşlarını görmek istemesine rağmen bugün keşke okul olmasa diyordu. Sınıftaki diğer öğrenciler ise Murat’ın sınıfa girmesini dört gözle bekliyordu. Bütün sınıf hazırlanmıştı. Murat sınıfa girince hep birlikte kahkahalarla gülecek, Murat’ın kendisinden şüphe etmesini, şaşırmasını sağlayacaklardı. Derken küçük adımlarıyla Murat, sınıfın kapısında göründü. Murat’ın görünmesiyle sınıfın kahkahalara boğulması bir oldu. Murat ilkin ne olduğunu pek anlayamadı. Neden sonra gözlerine hücum eden yaşlara engel olamadı ve hıçkıra hıçkıra ağlayarak sınıfı ve bütün arkadaşlarını terk edip gitti. Bir daha ne annesi ne de bir başkası onu okula göndermeyi başarabildi. Murat, o gün okula gitmek istemiyordu, çünkü okul pantolonu bir gün öncesinden yırtılmış ve o bunu annesine söylemeyi unutmuştu. Annesinin, Murat sabah okula giderken yırtığın farkına varması bir şeyi değiştirmemişti. Annesi Murat’a geçen seneki pantolonunu giymesini önermiş, Murat da o pantolonu çok küçük bulmuştu. Fakat o gün sınavı olduğundan başka bir çaresi de yoktu. Utana utana okula gitmiş ve sınıfa girerken arkadaşlarının hep birlikte ona gülmesine fena hâlde alınmıştı. İrem ve Meltem, iki iyi arkadaştı. İrem o akşam on beşinci yaş gününü kutlayacaktı. Arkadaşı Meltem, İrem’e hayatı boyunca unutamayacağı bir doğum günü şakası yapmayı planlıyordu. Akşamüstü okul çıkışında İrem hiç beklemediği bir mesaj aldı. Cep telefonuna gelen mesajda babası, İrem’e bir sürprizi olduğunu ve akşam saat beşte Taksim Meydanı’nda onu bekleyeceğini yazıyordu. İrem, babasının harika bir insan olduğunu ve doğum günü için böyle bir sürpriz yapmış olabileceğini düşündü. Saatine baktı, saat dörttü. Hemen çıksa ancak yetişebilirdi. Hemen Maltepe’den bir otobüse binerek Kadıköy’e, oradan da Taksim’e geçti. Oraya planladığından evvel varmıştı. Henüz babasının verdiği saate on dakika vardı. Fakat ne o on dakika ne de sonraki dakikalarda babası gelmişti. İrem, hava kararmaya başlamış olmasına rağmen hâlâ Taksim Meydanı’nın ortasında babasını bekliyordu. İçini kaplayan korku gittikçe büyüyor, fakat telefonunun şarjı bittiği için kimseyi arayamıyordu. Meltem şaka olarak İrem’in telefonunu, o lavaboya gidince gizlice almış, İrem’in babasının numarasını silip, kendi adının kayıtlı bulunduğu yeri değiştirerek ‘Babam’ şeklinde kaydetmişti. Dolayısıyla İrem’e gelen mesaj babasından değil Meltem’dendi. Kızlarının geç saate kadar eve gelmemesi İrem’in ailesini çılgına çevirmiş ve durumu İrem’in en yakın arkadaşı Meltem’i arayarak öğrenmişlerdi. O gün Meltem en iyi arkadaşını kaybetti. Çünkü İrem o günden sonra Meltem’le hiç konuşmadı. Hayatı renklendirmek elbette güzeldir. Ve şaka hayatımızı zevkli hâle getirmenin yollarından sadece biridir. Fakat her şeyde olduğu gibi bu konuda da ölçüyü çok iyi ayarlamak gerekir. Yoksa başkalarının özgürlüklerini kısıtlayan şakalar hayatı renklendirmek yerine çekilmez hâle getirebilir.
Devamını Oku →2. KONU
DOSTLUK ARKADAŞLIK YARDIMLAŞMA – SİLİNMEYEN DOSTLUK
Birbirini candan seven iki arkadaş birlikte yolculuğa çıkmış. Ormanlardan, vadilerden, nehirlerden geçtikten sonra nihayet yolları bir çöle uğramış. İki arkadaşın çöldeki yolcukları uzun süre devam ettiğinden içlerinden birinin canı iyice sıkılmış. Can sıkıntısını gidermek, biraz neşelenmek için arkadaşının ensesine ansızın kuvvetli bir tokat atmış. Yorgunluk canına tak ettiği sırada bir de arkadaşından kuvvetli bir tokat yiyerek şaşkına dönen diğer yolcu, kumlara, “Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı!” yazmış ve dostuna “Bana neden tokat attın?” demeden yoluna devam etmiş. İki dostun bitmek tükenmek bilmeyen yolculuğu çölde devam ederken arkadaşından tokat yiyen yolcu, aniden ince kumlardan oluşan bir kum girdabına düşmüş. İşte tam bu sırada daha önce kendisine tokat atan arkadaşı imdadına yetişmiş. Tam kumlara gömülmek üzereyken arkadaşının elinden tutmuş ve onu kumlara gömülmekten kurtarmış. Daha önce kendisine tokat atan dostunun kendisini kumlara gömülmekten kurtardığını gören yolcu bu sefer de çöldeki bir taşa bıçağıyla, “Bugün beni en iyi arkadaşım ölümden kurtardı!” yazmış ve böyle bir arkadaşı olduğu için Allah’a şükretmiş. Diğer yolcu ise arkadaşının bu defa kuma değil de bir taşa, “Bugün beni en iyi arkadaşım ölümden kurtardı!” diye yazmasına hayret etmiş ve ona, – Sana daha önce tokat attığımda, “Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı!” sözünü kumlara yazmıştın. Seni bugün kumlara gömülmekten kurtarınca taşa, “Bugün beni en iyi arkadaşım ölümden kurtardı!” diye yazdın. Bunun sebebini öğrenebilir miyim, demiş. Arkadaşı tebessüm ederek, – Sen bana daha önce tokat attığın zaman öfkelenmeden kumlara “Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı!” diye yazdım ki esen dostluk rüzgârları bu sözümü silip götürsün. Beni kumlara, gömülmekten kurtardığın zaman “Bugün beni en iyi arkadaşım ölümden kurtardı!” diye taşlara yazdım ki hiçbir rüzgârın dostluğumuzu silmeye gücü yetmesin. Dostluğumuz sonsuza dek sürsün, demiş.
Devamını Oku →HAFTANIN VİDEOSU
Video henüz eklenmedi
Video henüz eklenmedi
HAFTANIN İLMİHAL KONUSU
İlmihal konusu henüz eklenmedi
Bu haftanın ilmihal içeriği henüz eklenmedi.
Önemli Noktalar
Önemli noktalar henüz eklenmedi.
Ek Kaynaklar
Bu hafta için henüz ek kaynak eklenmedi.
DÖNEMİN KİTABI

DÖNEM OKUMA HEDEFİ
31.08.2026 – 01.11.2026 Okuma Programı
Toplam 183 sayfa
1. Hafta
Sayfa 10–27
2. Hafta
Sayfa 28–47
3. Hafta
Sayfa 48–67
4. Hafta
Sayfa 68–85
5. Hafta
BU HAFTASayfa 86–103
6. Hafta
Sayfa 104–123
7. Hafta
Sayfa 124–143
8. Hafta
Sayfa 144–163
9. Hafta
Sayfa 164–183
