3. HAFTA
Kuran'da Zaman
“Zamana kasem olsun! İnsan (zamanı değerlendirme konusunda) mutlaka hüsrandadır.” (Asr Suresi, 1) Kur’ân-ı Kerîm’in Zamanı İfade Şekli Kur’ân-ı Kerîm’de zaman kavramı, çok çeşitli kelime ve tabirlerle ifade edilir. Buna rağmen bizzat “zaman” kelimesine rastlanmaz. “Zaman”, sözlük açısından “uzun veya kısa olan vakit” manasına gelir, yani mutlak zamanı ifade eder. Kur’ân, zaman yerine daha çok “vakit” kelimesini tercih eder ve kullanır. Bu kelime sözlük yönüyle “bir iş için belirlenen zamanın sonu” demektir. Yani belirli, sınırlı bir zamanı ifade eden kelime, diğerine tercih edilmiştir. Bu tercihte, Kur’ân-ı Kerîm’in pratik gayesini görüyoruz. Yani günlük hayatta insan için uygulamalı ve faydalı olan kavramlar daha önemlidir. Bunların hatırlatılması, teorik ve zihnî mefhumlara tercih ve takdim edilmiş olmaktadır. Zaman meselesi de böyledir. Zamanla ilgili tabirlerin sayısı, insanın günlük hayatında taşıdığı önemle ehemmiyetle doğru orantılı olarak artmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de zamanla alakalı gün, hafta, yıl, asır, vakit, saat kelimeleri; bir insan için hangisi daha önemli ise önem miktarı kadar tekrar edilmiştir. İnsan için en önemli olan gün olduğundan Kur’an’da en çok zikredilen “yevm”, yani “gün” kelimesidir ki 475 defa geçmektedir. Kur’ân-ı Kerîm, ilk sayfalarından itibaren en son sayfalarına kadar, hiç aralıksız okuyucusuna zaman kavramını hatırlatmaktadır. Arapçada “leyl” (gece) kelimesi, güneşin batması ile sabahleyin “fecr-i sâdık” denilen ikinci fecrin doğuşuna kadar geçen zamanı ifade eder. Geri kalan süreye ise “nehâr” (gündüz) denir. Kur’ân-ı Kerîm’de gündüz (nehâr) 57, gece (leyl) 92 kere zikredilir. Gece süresi yıllık olarak ele alınınca günün tam yarısı eder. Bu nedenle en üst düzeyde değerlendirilmelidir. Farz namazların önemli gayelerinden biri, Müslüman kimseye günlük zamanı bölme ve programlama alışkanlığı kazandırmaktır. Kıyâmü’l-leyl (gece kalkışı)’ne Kur’ân-ı Kerîm önem vermektedir. Büyük İslam medeniyetlerinin parlama dönemlerini hazırlayanların hayatında gece kalkışı önemli yer tutar. Kıyâmü’l-leyl Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) farzdı, fakat ümmetine isteğe bağlıdır (nafiledir). Bu sünnet, Kur’ân-ı Kerîm’in emridir: “Rabbin adını sabah akşam an (zikret). Geceleyin O’na secde et, O’nu geceleri uzun uzun tesbih et.” (İnsan, 26) “Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetinden dileyen kimse, inkâr eden kimse gibi olur mu?” (Zümer, 9). Daha sonra (8 ay ila 10 yıl arasında değişen bir süre sonra geldiği belirtilir) Kur’ân-ı Kerîm’de gece kalkışıyla alakalı kolaylıklar ifade edilmiştir. Hastalar, savaşa çıkanlar gibi mazeretliler muaf tutulmuştur. Gece kalkılacak süre en az gecenin dörtte biri, en fazla dörtte üçü olarak belirtilmiştir. Bu farklılık gecenin uzunluğundan dolayıdır. Kıyâmü’l-leyl öncelikle ibadet, yani namaz ve Kur’an okumak içindir. İlimle de meşgul olunabilir. Kıyâmü’l-leyl’in, Kur’ân-ı Kerîm’de “gece” kelimesinin “gündüz” kelimesinden çok zikredilmesi ve bu emrin Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) peygamberliğinin ilk yıllarında verilmesi sebebiyle önemli bir yeri vardır. Günlük Zaman ve Taksimi Kur’ân-ı Kerîm, zamanla ilgili olarak dikkat çekmede en büyük ağırlığı “günlük zamana” verir. Bunu iki şekilde yapar: “Gün” manasına gelen yevm kelimesini çok sık tekrar eder. Bu kelime çeşitli şekillerde 475 defa zikredilir. Bir gün, önce “gece” ve “gündüz” olmak üzere iki ana kısma, sonra da bunlardan her biri daha teferruatlı birçok tâli bölümlere ayrılır. Bu bölümler çokça zikredilerek bir günün kısımlara taksimatı ve her bir kısmın ehemmiyeti üzerinde şuurlar ve dikkatler canlı tutulur. Namaz Vakitlerinin Zaman Taksimindeki Yeri Farz namazların önemli gayelerinden biri, Müslüman kimseye günlük zamanını bölme ve programlama alışkanlığı kazandırmaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) uygulamalı örnekleri ve emirlerinde göreceğimiz üzere, bu vakitler; yatma, kalkma, eve çekilme, istirahat, evi terk etme, ziyaret, sohbet gibi günlük olarak yapmak zorunda olduğumuz bir kısım kaçınılmaz iş ve davranışların zamanlarını belirler. Her namaz, bir zaman düzenlemesi olunca, Kur’an’da namazdan bahseden bütün ayetler aynı zamanda “zaman bilinci” vermeyi gaye edinen ayetler sınıfına girer. Kur’an’da namaz, en çok “salât” kelimesiyle ifade edilmiştir ve 100’e yakın yerde zikredilmiştir. Rükû, sücûd, kıyam gibi başka kelimelerle ifade edilen namaz manası bu rakamın içine dahil değildir. Arkadaş Seçimi Zamanın değerlendirilmesi ile ilgili önemli tedbirlerden biri, iyi arkadaş seçimidir. Arkadaşın insan hayatında ve özellikle çocuk terbiyesinde oynadığı rol hem önemlidir hem de sayılamayacak kadar çoktur. Kur’an’da ve hadiste bu hususa ısrarla dikkat çekilir. Bir ömrün Allah huzurunda hesabı verilemeyecek kadar kötü geçmesine ve karşılaşılacak sonsuz pişmanlığın arkadaş yüzünden olabileceğine şu ayet tanıklık etmektedir: “O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: ‘Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım! Vay başıma gelenlere! Keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kur’an’dan o saptırdı…’ der.” (Furkân, 25/27 – 29). Resûlullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) Zamanı Kullanmasıyla İlgili Üç Prensip Peygamber Efendimiz işlerini, elinden geldiğince günlere göre haftalık, vakitlere göre günlük programlara göre ayarlamıştır. Elinden geldiğince de buna uymıştır. Her iş için belirli bir zaman dilimi, bir süre ayrılmıştır. Aykırı hareket edildiği takdirde dikkat çekecek ve hatta Kur’ân vahyine yansıyacak derecede önemli olaylara sebep olacak kadar bu sürekliliğe pek hassas şekilde dikkat edilmiştir. Zamanın boşa geçirilmesi söz konusu değildir. Hz. Peygamber’in haftalık ve günlük işlerini düzenleme ve uygulamada bu üç prensip çerçevesinde hareket ettiği görülür. İşin Hayırlısı Az da Olsa Devamlı Olanıdır Zamanın değerlendirilmesinde önemli bir husus istikrardır. Yani, günün belli saatleri belli işlere ayrılınca onun devam etmesi kuvvetle muhtemeldir. Parlayıp sönen, heyecanlı, iddialı ve fakat arkası gelmeyen kararlar ve davranışlar hadiste tavsiye edilmez. Fazla ibadete karar vermiş şahısların bunu ifade etmeleri veya böylelerini uygulamada görmeleri vesilesiyle Efendimiz (s.a.v.) şu mealde müdahalede bulunmuştur: “Allah’a en hoş ve en sevimli olan amel, az da olsa devamlı olanıdır.” (Buhârî) Bu çeşit rivayetlerde Efendimiz (s.a.v.)’in insanlara, her zaman “güç yetirebilecekleri” işlere karar vermeyi tavsiye ettiği belirtilir. Hz. Âişe’nin (r.a.), iş yaparken bu prensibi esas aldığı görülmektedir. Kur’an’da Zaman Kur’ân-ı Kerîm, üzerinde dikkatleri canlı tutmak için zamanı hatırlatan tabirleri sıkça kullanır. Her çeşit farz, vacip ve nafile namazlar, zaman tanzimine de yönelik gayeler taşımaktadır. Bu açıdan din, emirlerin büyük çoğunluğuyla insana zamanı azamî ölçüde değerlendirmeyi öğretmektedir. Hatta asıl gaye budur denilebilir. Zamanla İlgili Telakki ve Tedbirler Vicdanî tedbirleri almaya anlayış diyoruz. İnsanın yaşadığının bilincine erebilmesi için, ömrünün her gününü aynı tarzda geçirmemelidir. Bazı aylar, bazı saatler diğerlerine göre farklı olmalıdır. Dinimizdeki mübarek aylar ve günlerle bu sağlanmaktadır. Bu farklı değerdeki aylar ve günler sayesinde insanda hasıl olabilecek monotonluk kırılmaktadır. Ahirete inanan, her gününden, her saatinden hesap vermenin endişesini vicdanının derinliklerinde duyan bir kimse için zaman değerlendirmede önemli bir anlayış, ömrünü içinde bulunduğu gün bilmesidir. Birçok fenalığın kaynağı, tûl-i emel denilen uzun yaşama kuruntusu kabul edilmiştir. İslam dini, günlük zamanı üç ana amaca uygun olarak programa bağlamamızı emreder: İbadet Rızkın kazanılması Hayatımızı murakabe ve tefekkür Kaynak: İslam’da Zaman Tanzimi – Prof. Dr. İbrahim Canan
Eğitim Dönemi
2026–2027
GENEL BAKIŞ
3. Hafta Programı
Haftanın Konusu
Kuran'da Zaman
Video
-
İlmihal
İlmihal konusu henüz eklenmedi
Okuma
Sayfa 58–85
HAFTANIN KONUSU
Kuran'da Zaman
“Zamana kasem olsun! İnsan (zamanı değerlendirme konusunda) mutlaka hüsrandadır.” (Asr Suresi, 1) Kur’ân-ı Kerîm’in Zamanı İfade Şekli Kur’ân-ı Kerîm’de zaman kavramı, çok çeşitli kelime ve tabirlerle ifade edilir. Buna rağmen bizzat “zaman” kelimesine rastlanmaz. “Zaman”, sözlük açısından “uzun veya kısa olan vakit” manasına gelir, yani mutlak zamanı ifade eder. Kur’ân, zaman yerine daha çok “vakit” kelimesini tercih eder ve kullanır. Bu kelime sözlük yönüyle “bir iş için belirlenen zamanın sonu” demektir. Yani belirli, sınırlı bir zamanı ifade eden kelime, diğerine tercih edilmiştir. Bu tercihte, Kur’ân-ı Kerîm’in pratik gayesini görüyoruz. Yani günlük hayatta insan için uygulamalı ve faydalı olan kavramlar daha önemlidir. Bunların hatırlatılması, teorik ve zihnî mefhumlara tercih ve takdim edilmiş olmaktadır. Zaman meselesi de böyledir. Zamanla ilgili tabirlerin sayısı, insanın günlük hayatında taşıdığı önemle ehemmiyetle doğru orantılı olarak artmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de zamanla alakalı gün, hafta, yıl, asır, vakit, saat kelimeleri; bir insan için hangisi daha önemli ise önem miktarı kadar tekrar edilmiştir. İnsan için en önemli olan gün olduğundan Kur’an’da en çok zikredilen “yevm”, yani “gün” kelimesidir ki 475 defa geçmektedir. Kur’ân-ı Kerîm, ilk sayfalarından itibaren en son sayfalarına kadar, hiç aralıksız okuyucusuna zaman kavramını hatırlatmaktadır. Arapçada “leyl” (gece) kelimesi, güneşin batması ile sabahleyin “fecr-i sâdık” denilen ikinci fecrin doğuşuna kadar geçen zamanı ifade eder. Geri kalan süreye ise “nehâr” (gündüz) denir. Kur’ân-ı Kerîm’de gündüz (nehâr) 57, gece (leyl) 92 kere zikredilir. Gece süresi yıllık olarak ele alınınca günün tam yarısı eder. Bu nedenle en üst düzeyde değerlendirilmelidir. Farz namazların önemli gayelerinden biri, Müslüman kimseye günlük zamanı bölme ve programlama alışkanlığı kazandırmaktır. Kıyâmü’l-leyl (gece kalkışı)’ne Kur’ân-ı Kerîm önem vermektedir. Büyük İslam medeniyetlerinin parlama dönemlerini hazırlayanların hayatında gece kalkışı önemli yer tutar. Kıyâmü’l-leyl Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) farzdı, fakat ümmetine isteğe bağlıdır (nafiledir). Bu sünnet, Kur’ân-ı Kerîm’in emridir: “Rabbin adını sabah akşam an (zikret). Geceleyin O’na secde et, O’nu geceleri uzun uzun tesbih et.” (İnsan, 26) “Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetinden dileyen kimse, inkâr eden kimse gibi olur mu?” (Zümer, 9). Daha sonra (8 ay ila 10 yıl arasında değişen bir süre sonra geldiği belirtilir) Kur’ân-ı Kerîm’de gece kalkışıyla alakalı kolaylıklar ifade edilmiştir. Hastalar, savaşa çıkanlar gibi mazeretliler muaf tutulmuştur. Gece kalkılacak süre en az gecenin dörtte biri, en fazla dörtte üçü olarak belirtilmiştir. Bu farklılık gecenin uzunluğundan dolayıdır. Kıyâmü’l-leyl öncelikle ibadet, yani namaz ve Kur’an okumak içindir. İlimle de meşgul olunabilir. Kıyâmü’l-leyl’in, Kur’ân-ı Kerîm’de “gece” kelimesinin “gündüz” kelimesinden çok zikredilmesi ve bu emrin Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) peygamberliğinin ilk yıllarında verilmesi sebebiyle önemli bir yeri vardır. Günlük Zaman ve Taksimi Kur’ân-ı Kerîm, zamanla ilgili olarak dikkat çekmede en büyük ağırlığı “günlük zamana” verir. Bunu iki şekilde yapar: “Gün” manasına gelen yevm kelimesini çok sık tekrar eder. Bu kelime çeşitli şekillerde 475 defa zikredilir. Bir gün, önce “gece” ve “gündüz” olmak üzere iki ana kısma, sonra da bunlardan her biri daha teferruatlı birçok tâli bölümlere ayrılır. Bu bölümler çokça zikredilerek bir günün kısımlara taksimatı ve her bir kısmın ehemmiyeti üzerinde şuurlar ve dikkatler canlı tutulur. Namaz Vakitlerinin Zaman Taksimindeki Yeri Farz namazların önemli gayelerinden biri, Müslüman kimseye günlük zamanını bölme ve programlama alışkanlığı kazandırmaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) uygulamalı örnekleri ve emirlerinde göreceğimiz üzere, bu vakitler; yatma, kalkma, eve çekilme, istirahat, evi terk etme, ziyaret, sohbet gibi günlük olarak yapmak zorunda olduğumuz bir kısım kaçınılmaz iş ve davranışların zamanlarını belirler. Her namaz, bir zaman düzenlemesi olunca, Kur’an’da namazdan bahseden bütün ayetler aynı zamanda “zaman bilinci” vermeyi gaye edinen ayetler sınıfına girer. Kur’an’da namaz, en çok “salât” kelimesiyle ifade edilmiştir ve 100’e yakın yerde zikredilmiştir. Rükû, sücûd, kıyam gibi başka kelimelerle ifade edilen namaz manası bu rakamın içine dahil değildir. Arkadaş Seçimi Zamanın değerlendirilmesi ile ilgili önemli tedbirlerden biri, iyi arkadaş seçimidir. Arkadaşın insan hayatında ve özellikle çocuk terbiyesinde oynadığı rol hem önemlidir hem de sayılamayacak kadar çoktur. Kur’an’da ve hadiste bu hususa ısrarla dikkat çekilir. Bir ömrün Allah huzurunda hesabı verilemeyecek kadar kötü geçmesine ve karşılaşılacak sonsuz pişmanlığın arkadaş yüzünden olabileceğine şu ayet tanıklık etmektedir: “O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: ‘Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım! Vay başıma gelenlere! Keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kur’an’dan o saptırdı…’ der.” (Furkân, 25/27 – 29). Resûlullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) Zamanı Kullanmasıyla İlgili Üç Prensip Peygamber Efendimiz işlerini, elinden geldiğince günlere göre haftalık, vakitlere göre günlük programlara göre ayarlamıştır. Elinden geldiğince de buna uymıştır. Her iş için belirli bir zaman dilimi, bir süre ayrılmıştır. Aykırı hareket edildiği takdirde dikkat çekecek ve hatta Kur’ân vahyine yansıyacak derecede önemli olaylara sebep olacak kadar bu sürekliliğe pek hassas şekilde dikkat edilmiştir. Zamanın boşa geçirilmesi söz konusu değildir. Hz. Peygamber’in haftalık ve günlük işlerini düzenleme ve uygulamada bu üç prensip çerçevesinde hareket ettiği görülür. İşin Hayırlısı Az da Olsa Devamlı Olanıdır Zamanın değerlendirilmesinde önemli bir husus istikrardır. Yani, günün belli saatleri belli işlere ayrılınca onun devam etmesi kuvvetle muhtemeldir. Parlayıp sönen, heyecanlı, iddialı ve fakat arkası gelmeyen kararlar ve davranışlar hadiste tavsiye edilmez. Fazla ibadete karar vermiş şahısların bunu ifade etmeleri veya böylelerini uygulamada görmeleri vesilesiyle Efendimiz (s.a.v.) şu mealde müdahalede bulunmuştur: “Allah’a en hoş ve en sevimli olan amel, az da olsa devamlı olanıdır.” (Buhârî) Bu çeşit rivayetlerde Efendimiz (s.a.v.)’in insanlara, her zaman “güç yetirebilecekleri” işlere karar vermeyi tavsiye ettiği belirtilir. Hz. Âişe’nin (r.a.), iş yaparken bu prensibi esas aldığı görülmektedir. Kur’an’da Zaman Kur’ân-ı Kerîm, üzerinde dikkatleri canlı tutmak için zamanı hatırlatan tabirleri sıkça kullanır. Her çeşit farz, vacip ve nafile namazlar, zaman tanzimine de yönelik gayeler taşımaktadır. Bu açıdan din, emirlerin büyük çoğunluğuyla insana zamanı azamî ölçüde değerlendirmeyi öğretmektedir. Hatta asıl gaye budur denilebilir. Zamanla İlgili Telakki ve Tedbirler Vicdanî tedbirleri almaya anlayış diyoruz. İnsanın yaşadığının bilincine erebilmesi için, ömrünün her gününü aynı tarzda geçirmemelidir. Bazı aylar, bazı saatler diğerlerine göre farklı olmalıdır. Dinimizdeki mübarek aylar ve günlerle bu sağlanmaktadır. Bu farklı değerdeki aylar ve günler sayesinde insanda hasıl olabilecek monotonluk kırılmaktadır. Ahirete inanan, her gününden, her saatinden hesap vermenin endişesini vicdanının derinliklerinde duyan bir kimse için zaman değerlendirmede önemli bir anlayış, ömrünü içinde bulunduğu gün bilmesidir. Birçok fenalığın kaynağı, tûl-i emel denilen uzun yaşama kuruntusu kabul edilmiştir. İslam dini, günlük zamanı üç ana amaca uygun olarak programa bağlamamızı emreder: İbadet Rızkın kazanılması Hayatımızı murakabe ve tefekkür Kaynak: İslam’da Zaman Tanzimi – Prof. Dr. İbrahim Canan
Devamını Oku →HAFTANIN VİDEOSU
Zaman Hırsızı! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
HAFTANIN İLMİHAL KONUSU
İlmihal konusu henüz eklenmedi
Bu haftanın ilmihal içeriği henüz eklenmedi.
Önemli Noktalar
Önemli noktalar henüz eklenmedi.
Ek Kaynaklar
Bu hafta için henüz ek kaynak eklenmedi.
DÖNEMİN KİTABI

DÖNEM OKUMA HEDEFİ
31.08.2026 – 01.11.2026 Okuma Programı
Toplam 255 sayfa
1. Hafta
Sayfa 3–30
2. Hafta
Sayfa 31–57
3. Hafta
BU HAFTASayfa 58–85
4. Hafta
Sayfa 86–113
5. Hafta
Sayfa 114–140
6. Hafta
Sayfa 141–169
7. Hafta
Sayfa 170–197
8. Hafta
Sayfa 198–227
9. Hafta
Sayfa 228–255
