Pusula
← Haftalık Programa Dön

1. HAFTA · HAFTANIN KONUSU

Zaman Tanzimi

Zaman, insanoğlunun en büyük sermayesi ve en kıymetli hazinesidir. Dünya ve ahiret huzurunu sağlayacak kazançlar ancak zamanla mümkündür. Sayılamayacak kadar fazla önemi nedeniyle Allah (c.c.), zamana yemin etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de;

“İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit”(Buhârî, Rikâk, 1) buyurarak insan olarak bizlerin, sağlık ve boş zamanın şükrünü tam olarak eda edemediğimizi ifade etmişlerdir.

Hayata atılan bir kimsenin başarılı olmasında onun “zaman” anlayışının büyük önemi vardır. Zaman konusunda araştırma yapan sosyologlar ileri ve geri memleketler arasında zaman kavramının farklı telakki edildiğini müşahede etmişlerdir. Onlara göre ileri memleketlerde işlerin, önceden, zamana göre tanzimi ve her işin, ona tahsis edilen zaman dilimi içinde yapılması şarttır. Takvime göre hareket, hayatın disipline edilmesi, insan ömrünün azami şekilde verimli kılınması demektir.

Zaman hızla akıp geçmekte ve bizlerde yapmamız gerek işlerimizi programlamalıyız. Bundan dolayı zamanın gerisinde kalmamalı ve başarılı olmalıyız. Zaman ayırmamız gereken şeyleri sıralayacak olursak: Çalışmak için zaman ayırmalıyız. Bu başarının anahtarıdır. Okumak için zaman ayırmalıyız. Böylece bilgi ve kültür seviyemizin artmasını sağlarız. Başkalarına yardım etmek için zaman ayırmalıyız böylece sosyal hayata dair görevlerimizi yerine getirmiş oluruz. İbadet için zaman ayırmalıyız. Bu bizlere her şeyi veren Allah’a karşı teşekkür etmemiz demektir. Eğlenmek için zaman ayırmalıyız.

Kimler zamanı planlayarak başarılı oluyor? Başaracağına inanan ve hayata iyi hazırlanabilen, kendini geliştirmeye hevesli olan, ders dışında da okuyan, kültürlü, hedefleri olan ve onları gerçekleştirmek için çabalayan, eğitimine değer veren ve aktivitelere katılan Hocalarıyla ders dışında da fikir alışverişinde bulunan, not tutmanın önemini bilen; fotokopilerle değil, kendi notlarıyla çalışan, insanlarla iyi iletişim kurabilen, sosyal yönü güçlü olan, araştırmayı seven, yeniliğe açık olanlar bașarıyı yakalar.

Kimler başarısız oluyor? Günlük çalışma planı yapmadan güne başlayan, derste not almak yerine akılda tutmaya çalışan, zor ve acil işler yerine, kolay ve önemsiz işlerle ilgilenen, son gece koca bir kitabı ezberleyebileceğine inanan, dağınık ve düzensiz bir ortamda çalışan, ödevlerini yaparken ayrıntılara gereğinden fazla takılan, sorunları çözümlemeyi erteleyen, vazifelerini keyif için sık sık eken, arkadaşlarının eğlence planlarına “Hayır!” demeyi bilmeyenler başarısız oluyor.

Başarı Bir işin başlangıç ve bitiş tarihlerini, saatlerini saptayamayan öğrencilerin başı da genelde okulda karne zamanı dertte oluyor! Okulda başarılı olmak demek hayatta başarılı olmak demektir. Mesela etrafımıza basitçe bakacak olursak en mutlu insanların öğretmen veya doktor gibi okullarını başarıyla tamamlamış insanlar oldukları görebiliriz. Bu da bize mutluluğa giden yolun okuldan geçtiğini ve okulu sevmenin her manada daha faydalı ve uzun vadede yararlı olacağını açıkça gösteriyor.

Sonuç olarak diyebiliriz ki insanların 20 li yaşlara kadar okulunda gösterdikleri başarılar hayatlarının geri kalanının temelini oluşturmaktadır. Bundan dolayı hayatta başarılı olmak isteyen insanların okulda da başarılı olmaları gerekmektedir.

Hayata atılan bir kimsenin başarılı olmasında onun “zaman” anlayışının büyük önemi vardır. Zaman konusunda araştırma yapan sosyologlar ileri ve geri memleketler arasında zaman kavramının farklı anlaşıldığını söylemişlerdir. Onlara göre ileri memleketlerde işlerin, önceden, zamana göre tanzimi ve her işin, ona tahsis edilen zaman dilimi içinde yapılması şarttır. Takvime göre hareket, hayatın disipline edilmesi, insan ömrünün azami şekilde verimli kılınması demektir.

Hayatta başarılı olmuş bütün insanlar gibi bugünün işini yarına bırakmaya karşı kararlılıkla savaş açılmalı. Bugünün değerini bilmeden yarını bekleyen insanlar dünün nasıl geçtiğini anlayamazlar. Onun için hayatı dolu dolu yaşamalıyız. İşlerimizi zamanında yapmalıyız.

Zaman Tanzimi Üzerine Kendi kendimizle randevulaşmak. Önemli işlerimize aciliyet buudu katmak. İlk önce yapılacak şeyi parçalara bölüp her birine bir zaman tahdidi koymak. Sonra da kendimizle randevulaşıp o parçayı o gün ve o saatte halletmek, mesela “pazartesi günü akşam 8’de kendimle randevum var” diyebilmek: “Meşguliyet gelmeden önce vaktin kıymetini bil” Asırları aşan bir reçeteden bir satır bu. Elden çıkınca tekrar kazanamadığımız bir sermaye “zaman”. Giden para, giden mal, giden fırsat yerine göre tekrar elde edilebiliyor. Bir başkadır zaman. Onu kuyumcu hassasiyetiyle işlemek ve her parçasını değerlendirmek gerekiyor. İyi planlama ile genişliyor zaman, içine o kadar çok şey sığıyor ki… İsraf edince de olanca hızıyla akıp gidiyor. Kimi zaman pişmanlıklar, hayıflanmalar ve üzüntülere davetiye çıkarıyor.

Zaman Tanzimi Lüks Mü? Zaman tanzimi mevzubahis olduğunda belki çoğumuz “zaten benim gün boyunca yapacağım şeyler hakkında fazla seçim şansım olmuyor; zaman tanzimi, zamanı istediği gibi kullanma hürriyetine sahip olanlar için” diye düşünüyor olabiliriz. Fakat bunun böyle olmadığını anlamak için kendimize birkaç soru sormak yeterli.

Mesela: Geçtiğimiz hafta içinde televizyon başında veya lüzumsuz konuşmalarla kaç saat harcadık? Sabah güneş doğduktan sonra uyuma alışkanlığımız var mı? Yemek başında ne kadar vakit geçiriyoruz? Bu ve benzeri sorulara aldığımız cevaplar, aslında hepimizin hayatında farkında olmadığımız büyük bir zaman potansiyeli olduğunu ve bunun faydasız işlerle harcanıp gittiğini gösterecektir. Herkes hayatının her saatine yön verme mevzuunda aynı derecede hür olmasa da herkesin sahip olduğu potansiyeli daha verimli değerlendirmesi mümkün.

Planlı ve Gayeli Yaşamak: Yapılan araştırmalar, hayatının değişik kısımları için (şahıs, aile, iş, toplum hayatı) hedefler tespit edip hayatını buna göre tanzim eden kimselerin daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor. Bu hedefleri yazmak ve önem sırasına göre sınıflamak da bu prensibin gerçekleştirilmesinde yardımcı oluyor.

İhtiyaç mı istek mi? Bir işi yapmaya karar verirken vicdanımızın cevabına kulak verirsek, bize yol gösterici olabilecek güzel bir soru: “Bu yapmak veya almak istediğim şey ihtiyaç mı, istek mi?” Gazetede güzel bir elektronik eşya ilanı gördüm. Buna ihtiyacım var mı, yoksa sadece almak mı istiyorum? Bu basit soru neticesinde alacağımız isabetli bir karar bakın bize neler kazandırıyor: Gidip gelme zamanı, eğer büyük bir mağaza ise dolaşma zamanı, harcayacağımız para.

Allah zamanı bizim için parça parça tanzim etmiş bunun en güzel ispatı namaz vakitleridir, namazları günün her bir vaktine koymuş ki bir işten meşgaleden yorulunca namazla dinlenelim, planlarımızı namazın arkasına önüne koyarak planlayalım. Eskiler saatin olmadığı ve kullanılmadığı zamanlarda bütün işlerini namaz vakitlerine göre planlanmış. Randevu yapacaksa öğle namazından sonra buluşalım, ikindiden önce şunu yapalım gibi…

Bizde zamanımızı israf etmeden tam istifadeli kullanmak istiyorsak çok iyi bir zaman tanzimi ve planı yapmak mecburiyetindeyiz. Vaktimizin ne kadarını derse ayırmalıyız ne kadarını arkadaşlarımıza ne kadarını oyun ve eğlenceye ne kadarını kitap okumaya ne kadarını kendimizi geliştirmeye ayıracağımızı planlamalı yazmalı çizmeli ve sürekli görebileceğimiz bir yere asmalıyız ki her gördüğümüzde bize kendisini hatırlatsın.

Zamanını planlamayan insan, yılların nasıl geçtiğini anlamaz ve bir gün elinde hiçbir şey kalmadığını görür. Giden zamanı geri getirmek imkansızdır. Tıpkı yaşlandıkça en dinç ve dinamik olunan gençlik yıllarının özlenmesi gibi… Bizde geçen zamanın arkasından keşke dememek için yaşadığımız anı çok iyi değerlendirmeli saniyesini bile boş geçirmemek için çok iyi zaman planlaması yapmalı ve yıllar sonra iyi ki de böyle bir planım vardı deyip pişmanlık yerine sevinç duyalım.

Kaynak: Sızıntı 1996 Mart